Sadece 3. parmak kullanılarak yapılan bir çalışma.
1-3, 2-4, 3-5 ve 4-6. teller arasında denge alıştırması. Ud klavyesine bakmadan
çalışılacak. Metronomu 60’tan başlayarak yavaş yavaş yükseltin. Her tık sesi
bir sekizlik notadır.
Cumartesi, Kasım 11, 2017
Pazar, Ekim 15, 2017
Ud Alıştırmaları "Oktavın Dansı"
Alıştırmayı ud üzerinde birkaç defa çalıştıktan
sonra metronomu 60’a ayarlayın ve tellere bakmadan çalmaya çalışın. Metronomda
her tık sesi 1 dörtlük notadır. Ölçü sonlarındaki sekizlik 2 nota 1 metronom vuruşu
olacaktır. Vuruşların tamamı üstten yapılacaktır. Parmak numaraları altta
gösterilmiştir. Takılmadan çalar duruma geldiğinizde metronomu kademeli olarak yükselterek
daha hızlı tempoda devam edebilirsiniz.


Cuma, Nisan 29, 2016
Ney Hakkında Bilgiler
Ney Hakkında Bilgiler
Ney
öğrencileri, öğrenci adayları veya ney sazını daha yakından tanımak isteyenler
için bazı bilgiler ve tavsiyeler.
Do
diyez ney
Neyi
Sağ mı Üflemeli, Sol mu?
Yeni başlayan ney öğrencisi neyi sağ el üstte mi üflemeli, yoksa sol mu? Daha önce bu konuyu incelemiştik.
Kısaca tekrarlarsak, diğer bütün nefesli çalgılar sol el üstte icra edilip
neyzenlerin de en az yarısı sol üflediği halde, sağ üflemenin asıl olduğunu
iddia edip sol üfleyen neyzenleri solak bir azınlık olarak nitelendirmek
anlamsızdır. Üstelik sol üfleyen neyzenlerin sayısı son yıllarda oldukça
artmıştır. Yeni başlayan öğrenci, hocası sağ üflese dahi, mümkün olduğunca sol
üflemeye yönlendirilmelidir. Sol üfleyenler için bir metot yazılması buna katkı
sağlayacaktır.
Hangi
Neyle Başlamalı?
Bazı eğitimciler neye en az mansur, hatta vücut
yapısı müsaitse şah gibi büyük neylerle başlanması gerektiğini savunurlar.
Böylece öğrencinin sonraki aşamalarda daha küçük neylere kolaylıkla hâkim
olacağı fikrindedirler. Ancak, orta boy bir öğrenci için çoğu kaynaklarda
başlangıç olarak kız ney tavsiye edilmektedir. Kız ney, Si akortla ney
ailesinin ortalarında olup günümüzün solo ve koro icralarında en çok kullanılan
ney durumundadır. Tabi daha küçük öğrenciler yıldız, müstahsen gibi neylerle de
başlayabilirler. Kanaatimizce öğrencinin ilk yapması gereken, büyük boy
neylerle mücadele etmekten ziyade önce açık neyden ses çıkarmak, sonra da neyi
doğru tutmayı, delikleri gerektiği gibi kapatmayı öğrenmek olmalıdır. Daha
büyük neyler ileriki aşamalarda çalışılabilir ama bunlara hâkim olmak, nısfiye
denilen küçük boy neylerin rahatlıkla çalınabileceği anlamına gelmez. Mi
akorttan sonraki küçük neyler özel çalışma gerektirir ve tizlere indikçe
üflemek çok zorlayıcı olabilir. Şah neyi rahat üflemenizin burada çok bir
faydası olmaz.
Koleksiyonu
Nasıl Genişletmeli?
İlk neyimiz mümkünse kız ney olmalı demiştik. Peki,
daha sonra koleksiyonumuzu adım adım genişleteceksek hangi neyleri edinmeli?
Bu, ağırlıklı olarak ne tür müzik icra ettiğimiz ve hangi enstrümanlarla
birlikte çaldığımıza göre değişir. Eğer sanat müziği icra edeceksek, La mansur,
Re sipürde ve Mi bolahenk nısfiye; halk müziğinde bağlamaya eşlik edeceksek, Do
yıldız, Do# müstahsen ve Fa nısfiye neylere öncelik verilmesi uygun olur. Bir
neyzenin her ortamda rahat çalabilmesi için en az 10 değişik akortta neye
ihtiyacı vardır. Bunu 15’e çıkarırsa koleksiyonunu büyük ölçüde tamamlamış
sayılabilir.
Neyin
Korunması
Ney hava geçiren kılıf veya çantalarda muhafaza
edilmeli, hiç hava almayan kap, kutu gibi şeylere konmamalıdır. Neyin içine asla çubuk, tüfek harbisi vs.
şeyler sokup temizlik yapılmaz.
Uzun süredir çalınmadığı için kurumuş neyler zor ses
verebilir. Bunları düzgün ses çıkana kadar sabırla üflemeli, içine su dökmemelidir.
Neyin en büyük düşmanı küflenmedir. Üflendikten
sonra ney, içi nemli olarak kılıfına konur ve o şekilde ağzı kapalı bırakılırsa
başpârenin altında yapışkan yeşil bir küf tabakası oluşur ki temizlemesi
oldukça zahmetlidir. Bunun için ney üflendikten sonra en az bir saat
kurutulmalı, eğer hemen başka yere götürülmesi gerekiyorsa kılıfın ağzı yarım
açık olarak taşınmalıdır. Küflenme durumunda, neyin başpâre ve parazvânesi
çıkarılır ve sadece küflü bölge sirkeli ılık-sıcak suyla yıkanır. Daha sonra
yumuşak bir bezle temizlenip kurutulur. Küf çoğunlukla kendini yenileyeceğinden
kesin sonuç almak için aynı işlemin bazen aylarca tekrarlanması gerekebilir.
Bunun için neyi küflendirmemeye azami dikkat göstermelidir.
Neyin
Yağlanması
Yeni
açılmış bir neyin yaklaşık 1 yıl düzenli olarak yağlanması gerekir.
Kullanılacak yağ; zeytin, mısır, ayçiçeği, fındık gibi herhangi bir bitkisel
yağ olabilir. Yağlama işlemi yağı neye kaşıkla dökmek, delikleri parmakla
kapatıp somurarak neyin içine yağ çekmek veya doğrudan yağ tankına atmak gibi
çeşitli şekillerde yapılabilir. İlk 6 ay 10 - 15 günde bir yağlanırken, ikinci
6 ayda bu işlem yavaş yavaş azaltılır. Tabi bu arada neyi bol bol üflemek
gerekir ki içerideki yağ atılsın. Üfleme neyin içini yavaş yavaş kızartırken
kamış da kurumaya ve ney olgunlaşmaya başlar.
Yeni
neylerin yağlanmasıyla ilgili tavsiyeler aşağı yukarı aynı olsa da eskimiş
neyler hakkında değişik görüşler vardır. Ayda veya birkaç ayda bir gibi farklı
sürelerden başka artık yağlamanın kesilebileceği de söyleniyor. Ancak neyi
olgunlaştıktan sonra da adeta yağ tankının içinde tutan bazı tavsiyeler
özellikle yeni neyzenlerde isteksizliğe sebep olabiliyor. Kaldı ki, yağlanmış
bir neyin tam olarak kuruması birkaç günü bulabilir ve sürekli yağlama çok
fazla ney sahibi olan neyzenlerde bıkkınlık yaratabilir. Bizim fikrimizce, ney
iyice kuruyup içi kızarınca yağlama çok azaltılabilir, hatta tamamen terk
edilebilir. Şahsen ben, neylerimi 4-5 yıldır yağlamadım. Herhangi bir
deformasyon olmadığı gibi sürekli üflendikleri için gayet güzel de ses
veriyorlar. Yine de yağlamak isteyenler için yılda 1-2 defa yeterlidir sanırım.
Plastik
Ney
Neyzen Tevfik’in akıl hastanesinde yatarken oradaki
deliler neyini kırdığı için karyola demirinden yaptığı ney farklı malzemelerin
ilk örneği midir bilinmez ama ney ve dilsiz kavalların plastikten de imal
edilmeye başlaması hayli zaman olmuştur. Bunlar günümüzde her ortama, hatta
stüdyo kayıtlarına ve TRT ekranlarına dahi girmiş durumdadır. Plastik neyler
alt kesimdeki piyasa profesyonelleri tarafından belki kamış neylerden daha
fazla kullanılmaktadır, öyle ki bu müzisyenlerden bir tek kamış neyi olmayanlar
vardır.
Peki, plastik ve kamış neylerin farklı yönleri nelerdir?
1. Plastik neyler fiyat bakımından oldukça avantajlı
olup, bir ney 25-30 TL civarında alınabilir. Hele toptan alındığında 13 neyden
oluşan bir takım, profesyonel tek bir kamış neyden daha ucuza gelmektedir. Neye
yeni başlayıp da henüz kararsız durumda olan öğrencilerin bu neylerden edinmesi
çok daha uygundur.
2. Plastik neyler kamış neylere göre daha sağlam
olup, kırılma, çatlama vs. riski daha azdır.
3. Plastik neylerin temizliği ve bakımı çok
kolaydır. Ayrıca, yağlama da gerektirmezler.
4. En önemli konu olan ses farklılıklarına gelince,
burada, plastik veya kamış, neyin kalitesi önemlidir. Acemice açılmış kamış bir
neyin ustaca açılmış plastik neyden daha iyi ses vermesi beklenemez. Üstelik
plastik neyin sesinin kamış neyden olumsuz bir farkı yoktur. Yani metal ve ağaç
gövdeli yaylı tanburlarda olduğu gibi bariz bir ses kalite farkı
bulunmamaktadır. Test etmek için bir defasında biri kamış diğeri plastik iki
kız neyle dönüşümlü olarak birkaç dakikalık bir hüseyni taksim kaydı yaptım.
Daha sonra bunu başkalarına dinlettiğimde hiç kimse aralarında kulağı rahatsız
edecek bir fark duyamadı.
Plastik ney kamış neye göre daha parlak bir ses
vermektedir. Sanat müziği, halk müziği vs. her türlü müziği çalmak durumunda
olan müzisyenler, kaliteli plastik neylerin dış görünüşü kavala benzediği için
halk müziği konserlerinde de rahatlıkla kullanmaktadır. Tabi, halk müziği neyse
de sanat müziği konserine udun, tanburun, kanunun yanında plastik bir ney ile
sahneye çıkmak görsel açıdan ne kadar uygun olur tartışılır. Onun için sürekli
sanat müziği korolarında çalacak neyzenlerin kamış ney edinmeleri uygun olur.
Bunun yanında, birinden ses çıkarmanın diğerine göre daha kolay olduğu,
plastikle başlayanın ileride kamış neyde zorlanacağı, birbirlerinin ses
aralıklarının farklı olduğu gibi iddialar ise gerçek dışıdır.
5. Plastik maddesi ağza değdirildiği için bu
neylerin kanserojen ve sağlığa zararlı olduğu uzun süredir dillendirilen, ancak
ispatlanmaya muhtaç bir iddiadır. Günümüzde zaten kamış neylerin başpareleri de
sıklıkla, termoplastik bir madde olan delrinden yapılmaktadır; çünkü manda
boynuzundan yapılan başpareler gittikçe daha zor bulunmakta ve kullanımı neyin
fiyatını hayli yükseltmektedir. Ayrıca, delrin bazı nefesli batı müziği
çalgılarının ağızlık yapımında da kullanılmaktadır. Plastik ney ve delrin
başpareler uzun zamandır piyasada mevcuttur ama bunları kullandığı için sağlığı
bozulmuş bir müzisyene henüz tesadüf etmedim.
6. Bazen sorulan bir soruya da burada cevap verelim.
Plastik neyin yağlanması asla düşünülmemelidir. Hem ihtiyacı yoktur, hem de
plastik maddesi kamış gibi yağı ememez ve içerideki yağ dışarı atılamaz. Sonuç
olarak, yağı kurumayan plastik ney içine dolan toz ve kir sebebiyle berbat bir
hâl alır.
Plastik
Si ney
Pazar, Ağustos 23, 2015
Udla İlgili Türkiye’de Yayınlanan Kaynaklar
Ud, yayınlanan metod sayısı bakımından Türk müziğinin en şanslı sazıdır diyebiliriz. Ney, tanbur, klasik kemençe, kanun ve Türk müziği keman metodlarının toplamı uddan daha azdır. Burada, yazılı veya görsel kaynakların hemen hepsini çok fazla analiz yapmadan vermeye çalıştık. Maksat, ilgilenenlere derli toplu bir liste sunmaktır.
İlaveli Ud Muallimi - Ali Salahi
Editör: Şamlı İskender. Osmanlıca olarak İstanbul’da yayınlanmış. 1340 (1924). 88 sayfa.
Ut Metodu - İskender Kutmani Yayını
İstanbul’da yayınlanmış. Tarih yok Büyük ihtimalle 1930-40’lı yıllar olması gerek. 16 Sayfa.
Müzik Dünyası Yayınları. İstanbul 1974. 68 sayfa
Bestekâr ve udî Kadri Şençalar’ın kitabıyla ilgili olarak bir parantez açmamız gerekiyor. Ud metodlarını inceleyen bir yazıda bu kitapla ilgili olarak, “yaptığımız araştırmalar sonucunda, metod içinde yer alan etüdlerin Cemil Beşir'e ait ud metodundan aynen alındığı ortaya çıkmıştır” denilmekte ve yazar bilimsel ahlâksızlık ve hırsızlıkla suçlanmaktadır. Oysa Kadri Şençalar kitabın önsözünde kendisine Bağdat’tan gönderdiği notalar için Cemil Beşir’e teşekkür etmektedir.
Ud Metodu “Gelenekle Geleceğe” - Mutlu Torun
Çağlar Yayınları. İstanbul, 2000. 360 sayfa.
Ud Metodu Görerek Dinleyerek 1-2-3-4 – Mutlu Torun
Bemol Müzik Yayınları, İstanbul. 2005 -2012 yılları arası 4 cilt olarak yayınlanmıştır. 20+36+36+92 Sayfa
1. cilt kitap+VCD, diğerleri kitap+DVD şeklindedir.
Ud Metodu - Şerif Muhiddin Targan
Hazırlayan Zeki Yılmaz. İstanbul, 1995. 176 sayfa.
Ud Metodu - Onur Akdoğu
Senfoni Müzikevi, 8. baskı. İzmir, 2003. 272 sayfa.
Uygulamalı Ud Metodu - Bahattin Turan
Ekol Müzik Merkezi, İzmir, 1993. 102 sayfa.
Ud Metodu - Temel Hakkı Karahasan
Alkım Yayınları, İstanbul, 2003. 96 sayfa.
Ud ve Musiki Yeni Ud Metodu 2. Cilt – Temel Hakkı Karahasan
Bestem Musıki Yayınları, İstanbul 2000. 80 sayfa.
Ud ve Musiki Yeni Ud Metodu 3. Cilt – Temel Hakkı Karahasan
Bestem Musıki Yayınları, İstanbul 2000. 96 sayfa.
Ud Metodu – Gülçin Yahya
Yurtrenkleri Yayınevi, Ankara 2005. 166 sayfa. CD ilaveli.
Ud Alıştırmaları – Gülçin Yahya
Yurtrenkleri Yayınevi, Ankara 2002. 106 sayfa.
Yorgo Bacanos’un Ud Taksimleri – Gülçin Yahya
Kültür Bakanlığı, Ankara 2002. 280 sayfa.
Temel Ud Eğitimi – Ersin Ersavaş, İbrahim Kararoğlu
İSMEK, İstanbul, tarih yok. 192 sayfa.
Yeni Başlayanlar İçin Ud Metodu – Sevgican Güngör
Çankaya Müzikevi, Ankara 2008. 384 sayfa.
Ud Alıştırmaları, Teknik Çalışmalar – Enver Mete Aslan
Pan Yayıncılık, İstanbul 2011. 96 sayfa.
Ud Çalmayı Öğreniyorum – Doğan Tokgöz
Denizli’deki Servet Kasetçilik tarafından 2005 yılında 4 VCD olarak yayınlanmıştır.
Şerif Muhiddin Targan – M. Hakan Cevher
Ege Üniversitesi Basımevi, İzmir 1993. 96 sayfa.
Bu yayınlardan başka, bir de ismi olup da kendisi ortada olmayan efsane haline gelmiş bir metod daha var: Cinuçen Tanrıkorur’un ud metodu. Ödül almış ama kitap hâlinde hiç yayınlanmamış, sadece fotokopilerle çoğaltılan bir eser. Sebebini bilmiyorum. Umarım bir gün yayınlanır.
Yukarıda listelediğimiz yayınların çoğu maalesef sadece sahaflarda veya kitap mağazalarının köşe kıyıda kalmış raflarında bulunabilmektedir. Ud öğrencilerine tavsiyemiz, öncelikle Onur Akdoğu’nun kitabıdır. Piyasada diğerlerine nazaran daha kolay bulunan ve pedagojik bir sıra takip eden değerli bir eserdir. Bunun yanında Gülçin Yahya, Mutlu Torun ve Enver Mete Aslan’ın kitapları da öncelikle temin edilmelidir. Aslında hevesli bir ûdi bu yayınların en basit olanından bile bir şeyler öğrenebilir ki bu azim ve merakla alakalı bir şeydir.
Perşembe, Temmuz 30, 2015
Yaylı Tanbur İlahi Bir Çalgıdır
Tanburi Cemil Bey henüz 43 yaşında iken dünya
hayatına veda ettiğinde geride bıraktığı sanat mirası, taş plaklara kaydedilmiş
taksimler, getirdiği yeni tanbur tavrı, özellikle saz eserleri başta olmak
üzere besteleri, Rehber-i Musiki kitabı, gazete yazıları ve icat ettiği yaylı
tanburdu. Oğlu Mesud Cemil’i yetiştiren baş talebesi Kadı Fuat Efendi’yi ve
diğer bazı talebelerini de unutmamak gerek. Hocasından sonra sadece 4 yıl
yaşayan Fuat Efendi bu kısa sürede babasının tavrını genç Mesud’a aktarmıştır.
Yaylı tanburun ilginç bir öyküsü var aslında. Cemil
Bey’in alt telleri yükseltip akordu biraz dikleştirerek yayla çaldığı mızraplı ahşap
tanbur bir süre sadece eşiği değiştirilerek hem mızraplı hem de yaylı olarak vazife
görmüş. Dengeli ve dik durması için bir ara sapına kurşun ağırlık eklenmiş. Sonrasında
alt tellerin birleştirilmesi, göğüs kısmına deri gerilmesi, can direği
konulması, daha kalın teller takılıp tam dik akorda çekilmesi gibi yenilikler
gerçekleşmiş. Gazino sahnelerine uygun yüksek volümlü ses vermesi için ahşap
yerine metal cümbüş gövdesi kullanıldığı da olmuş ve madeni tekneli, ağaç
tekneli, deri göğüslü, ahşap göğüslü çeşitli tanburlar ortaya çıkmış. Özetle, yeni
icat edilen bir saz ‘Aman çorbada benim de tuzum olsun’ dercesine birkaç on yıl
içinde farklı virtüözlerin katkısıyla dönüşerek mükemmele ulaşmış.
Günümüzde çoğunluk 6 telde karar kılsa da 7-8
tellileri de kullanılıyor. İcracıların getirdiği yeniliklerin yanı sıra yapımcı
ustaların da ağaç eşik ve göğüs derisini özel malzemelerden seçip çeşitli
işlemlerden geçirmesi çok kaliteli sazların ortaya çıkmasını sağlıyor. Mızraplı
tanbur Türk musikisinin belki de en nazik ve hassas sazı olduğu için üzerine
herhangi bir süsleme yapılmaz, zaten ortalama ömrü sadece 10 yıl olduğundan
kimse buna gerek görmez. Buna karşılık
yaylı tanbur, mızraplının kaldıramayacağı dik akortlara çekildiği için daha
sağlam ve uzun ömürlü olacak şekilde imal edilmektedir ve bu sayede çok süslü
ve zarif, şaheser yaylı tanburlar yapılmıştır.
Yaylı tanbur hiçbir saza benzemeyen davudi, mistik
tınısıyla çok sevilen bir saz oldu. Hatta cümbüş teknesiyle de olsa her zaman
elit bir saz olan mızraplı tanburun popülerlik bakımından önüne geçti, ama iki tanbur
sanki asırlardır berabermiş gibi birbirlerini tamamladılar. Günümüzde pek çok
tanburi her ikisini de ayrılmaz bir ikili olarak birlikte icra etmektedir.
Tanburi olmayan diğer müzisyenler de çaldığı için yaylı tanbur icracı sayısı
herhalde mızraplı tanburunkinden fazladır.
Yaylı tanbura yapılan birkaç eleştiri sazın bazı
özelliklerine değil doğrudan kendisine yöneliktir. Bunlar;
Tanburi
Cemil Bey yaylı tanburu bir müddet kullanıp sonra terk etti.
Cemil Bey son günlerinde ana sazı olan mızraplı
tanburu bile terk etmiş, sadece klasik kemençe çalar olmuştu. Belki de iç
dünyasındaki kimseye anlatamadığı acılarını kemençenin o yakıcı sesi biraz
dindiriyordu.
Yaylı
tanburla ajilite gerektiren, yani süratli eserler çalınamaz.
Mızraplı tanburun zaten kendisi ajiliteye pek uygun olmayan
bir sazdır. Cemil Bey’den önceki devirlerde eski tanbur tavrı denilen az mızrap
vuruşlu ve bol çarpmalı bir tavır kullanılırmış, hatta dakikada 8-10 mızrap
ancak vurulurmuş. Fasılların sonunda yürük eserlere sıra gelince tanburiler
‘Bunlar tanburla çalınmaz’ diyip sazlarını duvara dayarmış. Her ne kadar Cemil
Bey’den itibaren tanburun icrası büyük gelişme gösterdi ve günümüzde çok daha
geniş bir icra aralığına ulaştı ise de yapısından dolayı tanburun belli
sınırları vardır. Bir enstrümanın gelişmişliği her eseri icrasıyla ölçülmez,
yoksa tanbur veya ney de ilkel sazlar grubuna girebilir. Batı tipi virtüözite
gerketiren eserlere ud ve kanun uyum sağlarken ney, tanbur, klasik kemençe gibi
sazların daha kısıtlı bir repertuarının olacağı açıktır. Kısacası her iki
tanburda da ajilite sağlamak zordur ve mızraplı tanburla çalınan hemen her eser
yaylı tanburla da çalınabilir. Bu tamamen sıkı çalışma ve yeteneğe bağlı bir
şeydir. Yaylı tanburu ajilite eksikliğiyle eleştirenler mızraplı tanburla ‘Koşan Çocuk’ çalmayı denesinler de
görelim.
Günümüzde
yaylı tanbur cümbüşten bozma bir çalgıdır.
Bir kısım çalgıların farklı malzemelerden yapılmış
ucuz veya pahalı versiyonları olabilir. PVC ya da plastikten yapılmış ney ve
kavalların TRT konserlerinde bile çalındığını görüyoruz. Nispeten ucuz plastik
blokflütlerin yanında ağaçtan el yapımı bir blokflütün fiyatı 1.500-2.000 TL
olabiliyor. Teknesine 2 çeşit ağaç ve göğsüne en kaliteli deri kullanılan ahşap
yaylı tanburlar ortada dururken ucuz yaylı tanburlara cümbüş gövdesi takılıyor
diye sazı tümden yok saymak gülünçtür. Bildiğimiz kadarıyla, Cümbüş firmasınca
üretilen madeni tekneli mızraplı tanburlar da vardır. Mızraplı tanburun halk
türü olarak bir aralar özellikle doğu illerimizde çok tutulmuş ve sanırım
Malatyalı Fahri Kayahan bu çalgıyla meşhur olmuştu.
Yaylı
tanbur, Cemil Bey devrinde saman alevi gibi parlayıp sönmüş ve tarihte kaybolup
gitmiş bir denemedir.
Cemil Bey’den yıllar sonra bile pek çok tanburi ağaç
yaylı tanburu, hem de geliştirerek kullanıyordu. Doğan Hızlan Mesud Cemil’in
jübile gecesini anlatırken onun sahnede çaldığı 6 enstrüman için de yaylı
tanburu da sayar. Bu nasıl tarihte kaybolup gitmiş bir deneme oluyor? Ayrıca
yaylı tanbura karşı çıkanlar hiçbir enstrümandan elde edilemeyen o muhteşem
sesin yerine neyi koymayı düşünüyorlar?
Gerçek
tanburiler yaylı tanbur çalmaz.
Artık sözün bittiği yerdeyiz. Eğer hem mızraplı hem
de yaylı tanburu birlikte çalan Mesud Cemil, İzzettin Ökte, Ercüment Batanay,
Ferit Sıdal, Vefik Ataç, Fahrettin Çimenli, Yılmaz Pakalınlar vb gerçek
tanburiler değilse siz en iyisi Cemil Bey’i de yok sayıp köklerinizi ‘bir mızrap vur, kahveni yudumla, sonra bir
mızrap daha vur’ devrinde arayın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















