Cumartesi, Aralık 08, 2018

Dilsiz Kaval ile Ney Arasındaki Farklar


Dilsiz Kaval ile Ney Arasındaki Farklar

 


Dilsiz kaval ve ney geleneksel Türk halk ve sanat müziklerinin birbirine çok yakın iki çalgısıdır. Her ikisi de bazı değişikliklerle Ortadoğu ve Balkanlardaki pek çok ülkede kullanıldığı için biz incelememizi Türkiye’deki kaval ve neylerle sınırlı tutacağız.

Kavalın ney gibi parlak bir geçmişi olmamıştır. İkisinin de tarihinin çok eskilere gitmesine ve yollarının da bazen kesişmesine rağmen ney Mevlevilik sayesinde dergâhlarda, konaklarda, saraylarda çalınan bir üst kültür çalgısı olmuş ve standartlaşmasını çok önceden tamamlamıştır. Buna karşın dilsiz kaval çobanlıkla özdeşleşmiş bir halk çalgısı olarak bırakın gelişmeyi, bir ara neredeyse kaybolma aşamasına gelmiş, ancak bazı ustaların gayretleriyle tekrar hayata döndürülebilmiştir.

Malzeme

Neyin ana malzemesi kamıştır. Bu, çoğunlukla Hatay ve Suriye’de yetişen özel bir kamıştır ve mutlaka 9 boğumludur. Kamışlıklardaki binlerce kargının arasında tek tük bulunan bu kamışlar kesilip kurutulduktan 1 yıl sonra işlenir.

 

Kavalın ana malzemesi ağaçtır. 1. sınıf profesyonel kavallar erik ağacından yapılır. Pek çok ağacın aksine, erik kaval üflerken ıslandıkça sesi açılır. Yine aynı şekilde kayısı ve ardıç ağaçları da profesyonellerin gözdesidir. Daha düşük kaliteli 2. sınıf kavallar ise kiraz, dut gibi ağaçlardan imal edilir. Kamış da kaval yapımında kullanılan diğer bir malzemedir ama neydeki gibi 9 boğumlu olması gerekmez. Son yıllarda plastik kaval ve neyler de çok yaygınlaşmıştır. Bunlar gayet ucuz olup bakıma ihtiyaç göstermezler ve sesleri asıl çalgılardan pek ayırt edilemez. Bu nedenle yeni başlayanlara öncelikle tavsiye edilir. Çalmayı kolaylaştırmak için ney ve kavallara baş pare denilen bir ağızlık takılır. Baş pare, manda boynuzundan veya abanoz gibi sert ağaçlardan yapılabilirse de günümüzde daha çok delrin kullanılmaktadır. Manda boynuzu hem gittikçe bulunması güç ve pahalı olmakta, hem de soğuk havalarda üflemesi zorlaşmaktadır. Baş pare aşağı yukarı çekilerek sesin pestleşmesi ve tizleşmesine de yardım eder.
 

 


 

 

  


 



Ney Baş paresi
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaval Baş paresi

 

 Yapısı

Neyin 6 üstte 1 altta toplam 7, kavalın 7 üstte 1 altta toplam 8 deliği vardır. Bu fazladan bir delik kavalda Mi bemol, La bemol seslerini vererek  Karcığar, Nihavent, Hicazkâr gibi makamların icrasında kolaylık sağlar. Bu sesler neyde delik çeyrek veya yarım açılarak elde edilirken kavalda bir parmak hareketi yeterli olur. Ancak kavalda da Mibemol2 gibi bazı sesler neye benzer şekilde elde edilir.


 
 
 
 
 
 

Ney ve kavalın üst delikleri

 

Ses Çıkarma

Kaval ve ney düz ve uzun bir boru şeklinde oldukları için bir blok flüt gibi eline alan herkes hemen ses çıkaramaz. Ses, özel bir teknikle nefes 45 derece yan tutulan çalgının yan duvarına çarptırarak elde edilir. İlk başlarda bu oldukça zordur. Öğrencinin düzgün ses çıkarması günler hatta haftalar sürebilir.

 
Ses Alanı

Ney ve kavalın sesleri birbirine çok yakındır. Her iki çalgının da 2,5-3 oktavı bulan geniş bir ses sahası vardır ve bütün delikler kapalı olarak 1 ve 2. derece üflemede ikisi de sol sesini verir.

 



 
1. şiddette üfleme



 
 
 
2. şiddette üfleme



 

 
 
3. şiddette üfleme

 
 

 
 
 
4. şiddette üfleme

 

 

Horlatma denilen 1. derece sesler kavalda çok daha belirgin ve önemlidir. Bu adeta kavalın alametifarikasıdır. Meşhur Karakoyun ezgisinin mutlaka bu tonla çalınması gerekir.

Kaval yapı olarak, aynı akorttaki bir neye göre daha uzundur. Örneğin yıldız Do ney 66 cm iken, bir Do kavalın uzunluğu 77 cm’yi bulur ki bu mansur La neyin uzunluğuna eşittir. Bir La kaval da 80-81 cm’lik boyuyla yaklaşık Sol Şah neyle aynı uzunluktadır. Şah ve Davut neyler varken La akordun üstünde kavallara rastlanmaz. Aslında diğer halk müziği çalgıları gibi kaval da standart olarak sorunlu bir durumdadır. Konservatuarlarda bazı çalışmalar yapılmışsa da henüz ölçüleri tam olarak tespit edilip standartlaşmamıştır.

 

Öğretim imkânları açısından kaval neyin oldukça gerisindedir. Halk eğitim ve diğer özel kurslarda çoğunlukla ney öğretilmektedir. Metot olarak, Fedai Tekşahin’in geçtiğimiz yıllarda yayınlanan ‘Dilsiz Kaval Metodu’ ciddi bir kaynak olsa da dağıtım imkânları sınırlı kalmıştır. Aslında pek çok çalgı metodu genel dağıtım ağına girmedikleri için aynı sorunu yaşamakta, metotlar ya yazarın kendisi, ya da küçük yayınevleri tarafından satılmaktadır.

 

Tutuş

Kaval bütün nefesli çalgılar gibi sol el üst, sağ el alt olmak üzere sol tutuşla çalınır. Özel sipariş verilmezse bütün kavallar bu standarda göre açılır. Ney de ise tam bir sağ sol karmaşası hâkimdir. Neyzenler yarı yarıya sağ veya sol el üstte çalarlar. Gerçi son yıllarda sol el üstte çalanlar epeyi artmıştır.

Ney ve kaval fiyatları arasında bir uçurum vardır dense yeridir. Kavalın yapımının daha zahmetli olmasına, mutlaka torna tezgâhı gerektirmesine rağmen profesyonel kalite kamış bir ney aynı kalitede erik bir kavaldan neredeyse iki misli pahalıdır. Bunda neyin kamışının zor bulunmasının ve ney piyasasının daha geniş olmasının etkisi olabilir.

 

Günümüz eğitiminde neyde temel akort Si, kavalda ise Do olarak kabul edilmektedir. Ney akordu yerinden 4 ses pes iken kavalda standart bağlama akordu ile aynıdır.

 

Kaval ve ney hem ses hem de icra şekli olarak birbirilerine oldukça yakındırlar. Pek çok nefesli icracısı ikisini birden çalmaktadır. Birini çalan diğerini de zorlanmadan çalabilir. Buna rağmen kavaldan neye geçen bazı icracıların geçişte çok zorlandıklarını söylemeleri ve kavalın neyin yanında basit bir boru olduğunu iddia etmeleri gerçekten anlamsızdır.

 




 
Do kaval ve Do ney

 
 


 
 
 
Do kaval ve La (Mansur) ney

 

Yağlama

Kaval çubukla veya yağa daldırılarak yağlanabilir. Ancak neyin içi çok hassas olduğu için kesinlikle içine çubuk, harbi vs. bir şey sokulmaz. Yağ kabına atılarak veya içine yağ dökülerek yağlanır.

Ney ve Mevlevilik

Ney sazı asırlar boyu Mevlevilikle öylesine iç içe geçmiştir ki ney denilince Mevlana ve Mevlevilik, Mevlevilik denince ney akla gelmiştir. Bu nedenle neye özel bir saygı gösterilir. “Diğer sazlar çalınır ney üflenir”, “Lütfen neyi diğer çalgılarla kıyaslamayalım. Ney sıradan bir çalgı değildir” türü ifadeler neyzenler tarafından sıklıkla vurgulanır. Bunun yanında, üflemeden önce neyi öpüp başına koymak, abdestsiz ney üflememek gibi ritüeller de görülebilmektedir. Ney icracıları da ağırlıklı olarak muhafazakâr kesimle ilişkili olunca bütün neyzenlerin Mevlevilikle az çok yakınlık içinde bulunması gerekiyormuş gibi bir durum ortaya çıkmıştır. Ney kitaplarında veya İnternet sitelerinde bir bölüm Mevlana’ya ve Mevleviliğe ayrılmaktadır. Bu diğer çalgılarda pek rastlanmayan bir durumdur.

 

Cumartesi, Kasım 11, 2017

Ud Alıştırmaları "Tel Atlatma"


Sadece 3. parmak kullanılarak yapılan bir çalışma. 1-3, 2-4, 3-5 ve 4-6. teller arasında denge alıştırması. Ud klavyesine bakmadan çalışılacak. Metronomu 60’tan başlayarak yavaş yavaş yükseltin. Her tık sesi bir sekizlik notadır.

Pazar, Ekim 15, 2017

Ud Alıştırmaları "Oktavın Dansı"


Alıştırmayı ud üzerinde birkaç defa çalıştıktan sonra metronomu 60’a ayarlayın ve tellere bakmadan çalmaya çalışın. Metronomda her tık sesi 1 dörtlük notadır. Ölçü sonlarındaki sekizlik 2 nota 1 metronom vuruşu olacaktır. Vuruşların tamamı üstten yapılacaktır. Parmak numaraları altta gösterilmiştir. Takılmadan çalar duruma geldiğinizde metronomu kademeli olarak yükselterek daha hızlı tempoda devam edebilirsiniz.

 
 

Cuma, Nisan 29, 2016

Ney Hakkında Bilgiler


 

 Ney Hakkında Bilgiler

 
 
Ney öğrencileri, öğrenci adayları veya ney sazını daha yakından tanımak isteyenler için bazı bilgiler ve tavsiyeler.
 
 
Do diyez ney
 
Neyi Sağ mı Üflemeli, Sol mu?
Yeni başlayan ney öğrencisi neyi sağ el üstte mi üflemeli, yoksa sol mu? Daha önce bu konuyu incelemiştik. Kısaca tekrarlarsak, diğer bütün nefesli çalgılar sol el üstte icra edilip neyzenlerin de en az yarısı sol üflediği halde, sağ üflemenin asıl olduğunu iddia edip sol üfleyen neyzenleri solak bir azınlık olarak nitelendirmek anlamsızdır. Üstelik sol üfleyen neyzenlerin sayısı son yıllarda oldukça artmıştır. Yeni başlayan öğrenci, hocası sağ üflese dahi, mümkün olduğunca sol üflemeye yönlendirilmelidir. Sol üfleyenler için bir metot yazılması buna katkı sağlayacaktır.
 
Hangi Neyle Başlamalı?
Bazı eğitimciler neye en az mansur, hatta vücut yapısı müsaitse şah gibi büyük neylerle başlanması gerektiğini savunurlar. Böylece öğrencinin sonraki aşamalarda daha küçük neylere kolaylıkla hâkim olacağı fikrindedirler. Ancak, orta boy bir öğrenci için çoğu kaynaklarda başlangıç olarak kız ney tavsiye edilmektedir. Kız ney, Si akortla ney ailesinin ortalarında olup günümüzün solo ve koro icralarında en çok kullanılan ney durumundadır. Tabi daha küçük öğrenciler yıldız, müstahsen gibi neylerle de başlayabilirler. Kanaatimizce öğrencinin ilk yapması gereken, büyük boy neylerle mücadele etmekten ziyade önce açık neyden ses çıkarmak, sonra da neyi doğru tutmayı, delikleri gerektiği gibi kapatmayı öğrenmek olmalıdır. Daha büyük neyler ileriki aşamalarda çalışılabilir ama bunlara hâkim olmak, nısfiye denilen küçük boy neylerin rahatlıkla çalınabileceği anlamına gelmez. Mi akorttan sonraki küçük neyler özel çalışma gerektirir ve tizlere indikçe üflemek çok zorlayıcı olabilir. Şah neyi rahat üflemenizin burada çok bir faydası olmaz.
 
Koleksiyonu Nasıl Genişletmeli?
İlk neyimiz mümkünse kız ney olmalı demiştik. Peki, daha sonra koleksiyonumuzu adım adım genişleteceksek hangi neyleri edinmeli? Bu, ağırlıklı olarak ne tür müzik icra ettiğimiz ve hangi enstrümanlarla birlikte çaldığımıza göre değişir. Eğer sanat müziği icra edeceksek, La mansur, Re sipürde ve Mi bolahenk nısfiye; halk müziğinde bağlamaya eşlik edeceksek, Do yıldız, Do# müstahsen ve Fa nısfiye neylere öncelik verilmesi uygun olur. Bir neyzenin her ortamda rahat çalabilmesi için en az 10 değişik akortta neye ihtiyacı vardır. Bunu 15’e çıkarırsa koleksiyonunu büyük ölçüde tamamlamış sayılabilir.
 
Neyin Korunması
Ney hava geçiren kılıf veya çantalarda muhafaza edilmeli, hiç hava almayan kap, kutu gibi şeylere konmamalıdır.  Neyin içine asla çubuk, tüfek harbisi vs. şeyler sokup temizlik yapılmaz.
Uzun süredir çalınmadığı için kurumuş neyler zor ses verebilir. Bunları düzgün ses çıkana kadar sabırla üflemeli, içine su dökmemelidir.
Neyin en büyük düşmanı küflenmedir. Üflendikten sonra ney, içi nemli olarak kılıfına konur ve o şekilde ağzı kapalı bırakılırsa başpârenin altında yapışkan yeşil bir küf tabakası oluşur ki temizlemesi oldukça zahmetlidir. Bunun için ney üflendikten sonra en az bir saat kurutulmalı, eğer hemen başka yere götürülmesi gerekiyorsa kılıfın ağzı yarım açık olarak taşınmalıdır. Küflenme durumunda, neyin başpâre ve parazvânesi çıkarılır ve sadece küflü bölge sirkeli ılık-sıcak suyla yıkanır. Daha sonra yumuşak bir bezle temizlenip kurutulur. Küf çoğunlukla kendini yenileyeceğinden kesin sonuç almak için aynı işlemin bazen aylarca tekrarlanması gerekebilir. Bunun için neyi küflendirmemeye azami dikkat göstermelidir.
 
Neyin Yağlanması
Yeni açılmış bir neyin yaklaşık 1 yıl düzenli olarak yağlanması gerekir. Kullanılacak yağ; zeytin, mısır, ayçiçeği, fındık gibi herhangi bir bitkisel yağ olabilir. Yağlama işlemi yağı neye kaşıkla dökmek, delikleri parmakla kapatıp somurarak neyin içine yağ çekmek veya doğrudan yağ tankına atmak gibi çeşitli şekillerde yapılabilir. İlk 6 ay 10 - 15 günde bir yağlanırken, ikinci 6 ayda bu işlem yavaş yavaş azaltılır. Tabi bu arada neyi bol bol üflemek gerekir ki içerideki yağ atılsın. Üfleme neyin içini yavaş yavaş kızartırken kamış da kurumaya ve ney olgunlaşmaya başlar.
 
Yeni neylerin yağlanmasıyla ilgili tavsiyeler aşağı yukarı aynı olsa da eskimiş neyler hakkında değişik görüşler vardır. Ayda veya birkaç ayda bir gibi farklı sürelerden başka artık yağlamanın kesilebileceği de söyleniyor. Ancak neyi olgunlaştıktan sonra da adeta yağ tankının içinde tutan bazı tavsiyeler özellikle yeni neyzenlerde isteksizliğe sebep olabiliyor. Kaldı ki, yağlanmış bir neyin tam olarak kuruması birkaç günü bulabilir ve sürekli yağlama çok fazla ney sahibi olan neyzenlerde bıkkınlık yaratabilir. Bizim fikrimizce, ney iyice kuruyup içi kızarınca yağlama çok azaltılabilir, hatta tamamen terk edilebilir. Şahsen ben, neylerimi 4-5 yıldır yağlamadım. Herhangi bir deformasyon olmadığı gibi sürekli üflendikleri için gayet güzel de ses veriyorlar. Yine de yağlamak isteyenler için yılda 1-2 defa yeterlidir sanırım.
 
Plastik Ney
Neyzen Tevfik’in akıl hastanesinde yatarken oradaki deliler neyini kırdığı için karyola demirinden yaptığı ney farklı malzemelerin ilk örneği midir bilinmez ama ney ve dilsiz kavalların plastikten de imal edilmeye başlaması hayli zaman olmuştur. Bunlar günümüzde her ortama, hatta stüdyo kayıtlarına ve TRT ekranlarına dahi girmiş durumdadır. Plastik neyler alt kesimdeki piyasa profesyonelleri tarafından belki kamış neylerden daha fazla kullanılmaktadır, öyle ki bu müzisyenlerden bir tek kamış neyi olmayanlar vardır.
Peki, plastik ve kamış neylerin farklı yönleri nelerdir?
1. Plastik neyler fiyat bakımından oldukça avantajlı olup, bir ney 25-30 TL civarında alınabilir. Hele toptan alındığında 13 neyden oluşan bir takım, profesyonel tek bir kamış neyden daha ucuza gelmektedir. Neye yeni başlayıp da henüz kararsız durumda olan öğrencilerin bu neylerden edinmesi çok daha uygundur.
2. Plastik neyler kamış neylere göre daha sağlam olup, kırılma, çatlama vs. riski daha azdır.
3. Plastik neylerin temizliği ve bakımı çok kolaydır. Ayrıca, yağlama da gerektirmezler.
4. En önemli konu olan ses farklılıklarına gelince, burada, plastik veya kamış, neyin kalitesi önemlidir. Acemice açılmış kamış bir neyin ustaca açılmış plastik neyden daha iyi ses vermesi beklenemez. Üstelik plastik neyin sesinin kamış neyden olumsuz bir farkı yoktur. Yani metal ve ağaç gövdeli yaylı tanburlarda olduğu gibi bariz bir ses kalite farkı bulunmamaktadır. Test etmek için bir defasında biri kamış diğeri plastik iki kız neyle dönüşümlü olarak birkaç dakikalık bir hüseyni taksim kaydı yaptım. Daha sonra bunu başkalarına dinlettiğimde hiç kimse aralarında kulağı rahatsız edecek bir fark duyamadı.
Plastik ney kamış neye göre daha parlak bir ses vermektedir. Sanat müziği, halk müziği vs. her türlü müziği çalmak durumunda olan müzisyenler, kaliteli plastik neylerin dış görünüşü kavala benzediği için halk müziği konserlerinde de rahatlıkla kullanmaktadır. Tabi, halk müziği neyse de sanat müziği konserine udun, tanburun, kanunun yanında plastik bir ney ile sahneye çıkmak görsel açıdan ne kadar uygun olur tartışılır. Onun için sürekli sanat müziği korolarında çalacak neyzenlerin kamış ney edinmeleri uygun olur. Bunun yanında, birinden ses çıkarmanın diğerine göre daha kolay olduğu, plastikle başlayanın ileride kamış neyde zorlanacağı, birbirlerinin ses aralıklarının farklı olduğu gibi iddialar ise gerçek dışıdır.
5. Plastik maddesi ağza değdirildiği için bu neylerin kanserojen ve sağlığa zararlı olduğu uzun süredir dillendirilen, ancak ispatlanmaya muhtaç bir iddiadır. Günümüzde zaten kamış neylerin başpareleri de sıklıkla, termoplastik bir madde olan delrinden yapılmaktadır; çünkü manda boynuzundan yapılan başpareler gittikçe daha zor bulunmakta ve kullanımı neyin fiyatını hayli yükseltmektedir. Ayrıca, delrin bazı nefesli batı müziği çalgılarının ağızlık yapımında da kullanılmaktadır. Plastik ney ve delrin başpareler uzun zamandır piyasada mevcuttur ama bunları kullandığı için sağlığı bozulmuş bir müzisyene henüz tesadüf etmedim.
6. Bazen sorulan bir soruya da burada cevap verelim. Plastik neyin yağlanması asla düşünülmemelidir. Hem ihtiyacı yoktur, hem de plastik maddesi kamış gibi yağı ememez ve içerideki yağ dışarı atılamaz. Sonuç olarak, yağı kurumayan plastik ney içine dolan toz ve kir sebebiyle berbat bir hâl alır.
 
 
Plastik Si ney
 
 
 

Pazar, Ağustos 23, 2015

Udla İlgili Türkiye’de Yayınlanan Kaynaklar


Ud, yayınlanan metod sayısı bakımından Türk müziğinin en şanslı sazıdır diyebiliriz. Ney, tanbur, klasik kemençe, kanun ve Türk müziği keman metodlarının toplamı uddan daha azdır. Burada, yazılı veya görsel kaynakların hemen hepsini çok fazla analiz yapmadan vermeye çalıştık. Maksat, ilgilenenlere derli toplu bir liste sunmaktır.

 

İlaveli Ud Muallimi - Ali Salahi

Editör: Şamlı İskender. Osmanlıca olarak İstanbul’da yayınlanmış. 1340 (1924). 88 sayfa.

 


Ut Metodu - İskender Kutmani Yayını

İstanbul’da yayınlanmış. Tarih yok Büyük ihtimalle 1930-40’lı yıllar olması gerek. 16 Sayfa.

 
 
Ud Öğrenme Metodu - Udî Hacı Kadri Şençalar. 1. Metod.

Müzik Dünyası Yayınları. İstanbul 1974. 68 sayfa

Bestekâr ve udî Kadri Şençalar’ın kitabıyla ilgili olarak bir parantez açmamız gerekiyor. Ud metodlarını inceleyen bir yazıda bu kitapla ilgili olarak, “yaptığımız araştırmalar sonucunda, metod içinde yer alan etüdlerin Cemil Beşir'e ait ud metodundan aynen alındığı ortaya çıkmıştır” denilmekte ve yazar bilimsel ahlâksızlık ve hırsızlıkla suçlanmaktadır. Oysa Kadri Şençalar kitabın önsözünde kendisine Bağdat’tan gönderdiği notalar için Cemil Beşir’e teşekkür etmektedir.






Ud Metodu “Gelenekle Geleceğe” - Mutlu Torun

Çağlar Yayınları. İstanbul, 2000. 360 sayfa.

 


 
 

Ud Metodu Görerek Dinleyerek 1-2-3-4 – Mutlu Torun

Bemol Müzik Yayınları, İstanbul.  2005 -2012 yılları arası 4 cilt olarak yayınlanmıştır. 20+36+36+92 Sayfa

1. cilt kitap+VCD, diğerleri kitap+DVD şeklindedir.



 

Ud Metodu - Şerif Muhiddin Targan

Hazırlayan Zeki Yılmaz. İstanbul, 1995. 176 sayfa.

 

 
 
Ud Metodu - Onur Akdoğu

Senfoni Müzikevi, 8. baskı. İzmir, 2003. 272 sayfa.



 
 
Uygulamalı Ud Metodu -  Bahattin Turan

Ekol Müzik Merkezi, İzmir, 1993. 102 sayfa.



 
 
Ud Metodu - Temel Hakkı Karahasan

Alkım Yayınları, İstanbul, 2003. 96 sayfa.



 
 
Ud ve Musiki Yeni Ud Metodu 2. Cilt – Temel Hakkı Karahasan

Bestem Musıki Yayınları, İstanbul 2000. 80 sayfa.



 
 
Ud ve Musiki Yeni Ud Metodu 3. Cilt – Temel Hakkı Karahasan

Bestem Musıki Yayınları, İstanbul 2000. 96 sayfa.

 

 
 
Ud Metodu – Gülçin Yahya

Yurtrenkleri Yayınevi, Ankara 2005. 166 sayfa. CD ilaveli.



 
 
Ud Alıştırmaları – Gülçin Yahya

Yurtrenkleri Yayınevi, Ankara 2002. 106 sayfa.

 

 
 
Yorgo Bacanos’un Ud Taksimleri – Gülçin Yahya

Kültür Bakanlığı, Ankara 2002. 280 sayfa.

 

 
 
Temel Ud Eğitimi – Ersin Ersavaş,  İbrahim Kararoğlu

İSMEK, İstanbul, tarih yok. 192 sayfa.

 


 
Yeni Başlayanlar İçin Ud Metodu – Sevgican Güngör

Çankaya Müzikevi, Ankara 2008. 384 sayfa.


 
 
Ud Alıştırmaları, Teknik Çalışmalar – Enver Mete Aslan

Pan Yayıncılık, İstanbul 2011. 96 sayfa.

 

 
 
Ud Çalmayı Öğreniyorum – Doğan Tokgöz

Denizli’deki Servet Kasetçilik tarafından 2005 yılında 4 VCD olarak yayınlanmıştır.

 

 
 
Şerif Muhiddin Targan – M. Hakan Cevher

Ege Üniversitesi Basımevi, İzmir 1993. 96 sayfa.

 

Bu yayınlardan başka, bir de ismi olup da kendisi ortada olmayan efsane haline gelmiş bir metod daha var: Cinuçen Tanrıkorur’un ud metodu. Ödül almış ama kitap hâlinde hiç yayınlanmamış, sadece fotokopilerle çoğaltılan bir eser. Sebebini bilmiyorum. Umarım bir gün yayınlanır.

Yukarıda listelediğimiz yayınların çoğu maalesef sadece sahaflarda veya kitap mağazalarının köşe kıyıda kalmış raflarında bulunabilmektedir. Ud öğrencilerine tavsiyemiz, öncelikle Onur Akdoğu’nun kitabıdır. Piyasada diğerlerine nazaran daha kolay bulunan ve pedagojik bir sıra takip eden değerli bir eserdir. Bunun yanında Gülçin Yahya, Mutlu Torun ve Enver Mete Aslan’ın kitapları da öncelikle temin edilmelidir. Aslında hevesli bir ûdi bu yayınların en basit olanından bile bir şeyler öğrenebilir ki bu azim ve merakla alakalı bir şeydir.