29 Nisan 2016 Cuma

Ney Hakkında Bilgiler


 

 Ney Hakkında Bilgiler

 
 
Ney öğrencileri, öğrenci adayları veya ney sazını daha yakından tanımak isteyenler için bazı bilgiler ve tavsiyeler.
 
 
Do diyez ney
 
Neyi Sağ mı Üflemeli, Sol mu?
Yeni başlayan ney öğrencisi neyi sağ el üstte mi üflemeli, yoksa sol mu? Daha önce bu konuyu incelemiştik. Kısaca tekrarlarsak, diğer bütün nefesli çalgılar sol el üstte icra edilip neyzenlerin de en az yarısı sol üflediği halde, sağ üflemenin asıl olduğunu iddia edip sol üfleyen neyzenleri solak bir azınlık olarak nitelendirmek anlamsızdır. Üstelik sol üfleyen neyzenlerin sayısı son yıllarda oldukça artmıştır. Yeni başlayan öğrenci, hocası sağ üflese dahi, mümkün olduğunca sol üflemeye yönlendirilmelidir. Sol üfleyenler için bir metot yazılması buna katkı sağlayacaktır.
 
Hangi Neyle Başlamalı?
Bazı eğitimciler neye en az mansur, hatta vücut yapısı müsaitse şah gibi büyük neylerle başlanması gerektiğini savunurlar. Böylece öğrencinin sonraki aşamalarda daha küçük neylere kolaylıkla hâkim olacağı fikrindedirler. Ancak, orta boy bir öğrenci için çoğu kaynaklarda başlangıç olarak kız ney tavsiye edilmektedir. Kız ney, Si akortla ney ailesinin ortalarında olup günümüzün solo ve koro icralarında en çok kullanılan ney durumundadır. Tabi daha küçük öğrenciler yıldız, müstahsen gibi neylerle de başlayabilirler. Kanaatimizce öğrencinin ilk yapması gereken, büyük boy neylerle mücadele etmekten ziyade önce açık neyden ses çıkarmak, sonra da neyi doğru tutmayı, delikleri gerektiği gibi kapatmayı öğrenmek olmalıdır. Daha büyük neyler ileriki aşamalarda çalışılabilir ama bunlara hâkim olmak, nısfiye denilen küçük boy neylerin rahatlıkla çalınabileceği anlamına gelmez. Mi akorttan sonraki küçük neyler özel çalışma gerektirir ve tizlere indikçe üflemek çok zorlayıcı olabilir. Şah neyi rahat üflemenizin burada çok bir faydası olmaz.
 
Koleksiyonu Nasıl Genişletmeli?
İlk neyimiz mümkünse kız ney olmalı demiştik. Peki, daha sonra koleksiyonumuzu adım adım genişleteceksek hangi neyleri edinmeli? Bu, ağırlıklı olarak ne tür müzik icra ettiğimiz ve hangi enstrümanlarla birlikte çaldığımıza göre değişir. Eğer sanat müziği icra edeceksek, La mansur, Re sipürde ve Mi bolahenk nısfiye; halk müziğinde bağlamaya eşlik edeceksek, Do yıldız, Do# müstahsen ve Fa nısfiye neylere öncelik verilmesi uygun olur. Bir neyzenin her ortamda rahat çalabilmesi için en az 10 değişik akortta neye ihtiyacı vardır. Bunu 15’e çıkarırsa koleksiyonunu büyük ölçüde tamamlamış sayılabilir.
 
Neyin Korunması
Ney hava geçiren kılıf veya çantalarda muhafaza edilmeli, hiç hava almayan kap, kutu gibi şeylere konmamalıdır.  Neyin içine asla çubuk, tüfek harbisi vs. şeyler sokup temizlik yapılmaz.
Uzun süredir çalınmadığı için kurumuş neyler zor ses verebilir. Bunları düzgün ses çıkana kadar sabırla üflemeli, içine su dökmemelidir.
Neyin en büyük düşmanı küflenmedir. Üflendikten sonra ney, içi nemli olarak kılıfına konur ve o şekilde ağzı kapalı bırakılırsa başpârenin altında yapışkan yeşil bir küf tabakası oluşur ki temizlemesi oldukça zahmetlidir. Bunun için ney üflendikten sonra en az bir saat kurutulmalı, eğer hemen başka yere götürülmesi gerekiyorsa kılıfın ağzı yarım açık olarak taşınmalıdır. Küflenme durumunda, neyin başpâre ve parazvânesi çıkarılır ve sadece küflü bölge sirkeli ılık-sıcak suyla yıkanır. Daha sonra yumuşak bir bezle temizlenip kurutulur. Küf çoğunlukla kendini yenileyeceğinden kesin sonuç almak için aynı işlemin bazen aylarca tekrarlanması gerekebilir. Bunun için neyi küflendirmemeye azami dikkat göstermelidir.
 
Neyin Yağlanması
Yeni açılmış bir neyin yaklaşık 1 yıl düzenli olarak yağlanması gerekir. Kullanılacak yağ; zeytin, mısır, ayçiçeği, fındık gibi herhangi bir bitkisel yağ olabilir. Yağlama işlemi yağı neye kaşıkla dökmek, delikleri parmakla kapatıp somurarak neyin içine yağ çekmek veya doğrudan yağ tankına atmak gibi çeşitli şekillerde yapılabilir. İlk 6 ay 10 - 15 günde bir yağlanırken, ikinci 6 ayda bu işlem yavaş yavaş azaltılır. Tabi bu arada neyi bol bol üflemek gerekir ki içerideki yağ atılsın. Üfleme neyin içini yavaş yavaş kızartırken kamış da kurumaya ve ney olgunlaşmaya başlar.
 
Yeni neylerin yağlanmasıyla ilgili tavsiyeler aşağı yukarı aynı olsa da eskimiş neyler hakkında değişik görüşler vardır. Ayda veya birkaç ayda bir gibi farklı sürelerden başka artık yağlamanın kesilebileceği de söyleniyor. Ancak neyi olgunlaştıktan sonra da adeta yağ tankının içinde tutan bazı tavsiyeler özellikle yeni neyzenlerde isteksizliğe sebep olabiliyor. Kaldı ki, yağlanmış bir neyin tam olarak kuruması birkaç günü bulabilir ve sürekli yağlama çok fazla ney sahibi olan neyzenlerde bıkkınlık yaratabilir. Bizim fikrimizce, ney iyice kuruyup içi kızarınca yağlama çok azaltılabilir, hatta tamamen terk edilebilir. Şahsen ben, neylerimi 4-5 yıldır yağlamadım. Herhangi bir deformasyon olmadığı gibi sürekli üflendikleri için gayet güzel de ses veriyorlar. Yine de yağlamak isteyenler için yılda 1-2 defa yeterlidir sanırım.
 
Plastik Ney
Neyzen Tevfik’in akıl hastanesinde yatarken oradaki deliler neyini kırdığı için karyola demirinden yaptığı ney farklı malzemelerin ilk örneği midir bilinmez ama ney ve dilsiz kavalların plastikten de imal edilmeye başlaması hayli zaman olmuştur. Bunlar günümüzde her ortama, hatta stüdyo kayıtlarına ve TRT ekranlarına dahi girmiş durumdadır. Plastik neyler alt kesimdeki piyasa profesyonelleri tarafından belki kamış neylerden daha fazla kullanılmaktadır, öyle ki bu müzisyenlerden bir tek kamış neyi olmayanlar vardır.
Peki, plastik ve kamış neylerin farklı yönleri nelerdir?
1. Plastik neyler fiyat bakımından oldukça avantajlı olup, bir ney 25-30 TL civarında alınabilir. Hele toptan alındığında 13 neyden oluşan bir takım, profesyonel tek bir kamış neyden daha ucuza gelmektedir. Neye yeni başlayıp da henüz kararsız durumda olan öğrencilerin bu neylerden edinmesi çok daha uygundur.
2. Plastik neyler kamış neylere göre daha sağlam olup, kırılma, çatlama vs. riski daha azdır.
3. Plastik neylerin temizliği ve bakımı çok kolaydır. Ayrıca, yağlama da gerektirmezler.
4. En önemli konu olan ses farklılıklarına gelince, burada, plastik veya kamış, neyin kalitesi önemlidir. Acemice açılmış kamış bir neyin ustaca açılmış plastik neyden daha iyi ses vermesi beklenemez. Üstelik plastik neyin sesinin kamış neyden olumsuz bir farkı yoktur. Yani metal ve ağaç gövdeli yaylı tanburlarda olduğu gibi bariz bir ses kalite farkı bulunmamaktadır. Test etmek için bir defasında biri kamış diğeri plastik iki kız neyle dönüşümlü olarak birkaç dakikalık bir hüseyni taksim kaydı yaptım. Daha sonra bunu başkalarına dinlettiğimde hiç kimse aralarında kulağı rahatsız edecek bir fark duyamadı.
Plastik ney kamış neye göre daha parlak bir ses vermektedir. Sanat müziği, halk müziği vs. her türlü müziği çalmak durumunda olan müzisyenler, kaliteli plastik neylerin dış görünüşü kavala benzediği için halk müziği konserlerinde de rahatlıkla kullanmaktadır. Tabi, halk müziği neyse de sanat müziği konserine udun, tanburun, kanunun yanında plastik bir ney ile sahneye çıkmak görsel açıdan ne kadar uygun olur tartışılır. Onun için sürekli sanat müziği korolarında çalacak neyzenlerin kamış ney edinmeleri uygun olur. Bunun yanında, birinden ses çıkarmanın diğerine göre daha kolay olduğu, plastikle başlayanın ileride kamış neyde zorlanacağı, birbirlerinin ses aralıklarının farklı olduğu gibi iddialar ise gerçek dışıdır.
5. Plastik maddesi ağza değdirildiği için bu neylerin kanserojen ve sağlığa zararlı olduğu uzun süredir dillendirilen, ancak ispatlanmaya muhtaç bir iddiadır. Günümüzde zaten kamış neylerin başpareleri de sıklıkla, termoplastik bir madde olan delrinden yapılmaktadır; çünkü manda boynuzundan yapılan başpareler gittikçe daha zor bulunmakta ve kullanımı neyin fiyatını hayli yükseltmektedir. Ayrıca, delrin bazı nefesli batı müziği çalgılarının ağızlık yapımında da kullanılmaktadır. Plastik ney ve delrin başpareler uzun zamandır piyasada mevcuttur ama bunları kullandığı için sağlığı bozulmuş bir müzisyene henüz tesadüf etmedim.
6. Bazen sorulan bir soruya da burada cevap verelim. Plastik neyin yağlanması asla düşünülmemelidir. Hem ihtiyacı yoktur, hem de plastik maddesi kamış gibi yağı ememez ve içerideki yağ dışarı atılamaz. Sonuç olarak, yağı kurumayan plastik ney içine dolan toz ve kir sebebiyle berbat bir hâl alır.
 
 
Plastik Si ney
 
 
 

23 Ağustos 2015 Pazar

Udla İlgili Türkiye’de Yayınlanan Kaynaklar


Ud, yayınlanan metod sayısı bakımından Türk müziğinin en şanslı sazıdır diyebiliriz. Ney, tanbur, klasik kemençe, kanun ve Türk müziği keman metodlarının toplamı uddan daha azdır. Burada, yazılı veya görsel kaynakların hemen hepsini çok fazla analiz yapmadan vermeye çalıştık. Maksat, ilgilenenlere derli toplu bir liste sunmaktır.

 

İlaveli Ud Muallimi - Ali Salahi

Editör: Şamlı İskender. Osmanlıca olarak İstanbul’da yayınlanmış. 1340 (1924). 88 sayfa.

 


Ut Metodu - İskender Kutmani Yayını

İstanbul’da yayınlanmış. Tarih yok Büyük ihtimalle 1930-40’lı yıllar olması gerek. 16 Sayfa.

 
 
Ud Öğrenme Metodu - Udî Hacı Kadri Şençalar. 1. Metod.

Müzik Dünyası Yayınları. İstanbul 1974. 68 sayfa

Bestekâr ve udî Kadri Şençalar’ın kitabıyla ilgili olarak bir parantez açmamız gerekiyor. Ud metodlarını inceleyen bir yazıda bu kitapla ilgili olarak, “yaptığımız araştırmalar sonucunda, metod içinde yer alan etüdlerin Cemil Beşir'e ait ud metodundan aynen alındığı ortaya çıkmıştır” denilmekte ve yazar bilimsel ahlâksızlık ve hırsızlıkla suçlanmaktadır. Oysa Kadri Şençalar kitabın önsözünde kendisine Bağdat’tan gönderdiği notalar için Cemil Beşir’e teşekkür etmektedir.






Ud Metodu “Gelenekle Geleceğe” - Mutlu Torun

Çağlar Yayınları. İstanbul, 2000. 360 sayfa.

 


 
 

Ud Metodu Görerek Dinleyerek 1-2-3-4 – Mutlu Torun

Bemol Müzik Yayınları, İstanbul.  2005 -2012 yılları arası 4 cilt olarak yayınlanmıştır. 20+36+36+92 Sayfa

1. cilt kitap+VCD, diğerleri kitap+DVD şeklindedir.



 

Ud Metodu - Şerif Muhiddin Targan

Hazırlayan Zeki Yılmaz. İstanbul, 1995. 176 sayfa.

 

 
 
Ud Metodu - Onur Akdoğu

Senfoni Müzikevi, 8. baskı. İzmir, 2003. 272 sayfa.



 
 
Uygulamalı Ud Metodu -  Bahattin Turan

Ekol Müzik Merkezi, İzmir, 1993. 102 sayfa.



 
 
Ud Metodu - Temel Hakkı Karahasan

Alkım Yayınları, İstanbul, 2003. 96 sayfa.



 
 
Ud ve Musiki Yeni Ud Metodu 2. Cilt – Temel Hakkı Karahasan

Bestem Musıki Yayınları, İstanbul 2000. 80 sayfa.



 
 
Ud ve Musiki Yeni Ud Metodu 3. Cilt – Temel Hakkı Karahasan

Bestem Musıki Yayınları, İstanbul 2000. 96 sayfa.

 

 
 
Ud Metodu – Gülçin Yahya

Yurtrenkleri Yayınevi, Ankara 2005. 166 sayfa. CD ilaveli.



 
 
Ud Alıştırmaları – Gülçin Yahya

Yurtrenkleri Yayınevi, Ankara 2002. 106 sayfa.

 

 
 
Yorgo Bacanos’un Ud Taksimleri – Gülçin Yahya

Kültür Bakanlığı, Ankara 2002. 280 sayfa.

 

 
 
Temel Ud Eğitimi – Ersin Ersavaş,  İbrahim Kararoğlu

İSMEK, İstanbul, tarih yok. 192 sayfa.

 


 
Yeni Başlayanlar İçin Ud Metodu – Sevgican Güngör

Çankaya Müzikevi, Ankara 2008. 384 sayfa.


 
 
Ud Alıştırmaları, Teknik Çalışmalar – Enver Mete Aslan

Pan Yayıncılık, İstanbul 2011. 96 sayfa.

 

 
 
Ud Çalmayı Öğreniyorum – Doğan Tokgöz

Denizli’deki Servet Kasetçilik tarafından 2005 yılında 4 VCD olarak yayınlanmıştır.

 

 
 
Şerif Muhiddin Targan – M. Hakan Cevher

Ege Üniversitesi Basımevi, İzmir 1993. 96 sayfa.

 

Bu yayınlardan başka, bir de ismi olup da kendisi ortada olmayan efsane haline gelmiş bir metod daha var: Cinuçen Tanrıkorur’un ud metodu. Ödül almış ama kitap hâlinde hiç yayınlanmamış, sadece fotokopilerle çoğaltılan bir eser. Sebebini bilmiyorum. Umarım bir gün yayınlanır.

Yukarıda listelediğimiz yayınların çoğu maalesef sadece sahaflarda veya kitap mağazalarının köşe kıyıda kalmış raflarında bulunabilmektedir. Ud öğrencilerine tavsiyemiz, öncelikle Onur Akdoğu’nun kitabıdır. Piyasada diğerlerine nazaran daha kolay bulunan ve pedagojik bir sıra takip eden değerli bir eserdir. Bunun yanında Gülçin Yahya, Mutlu Torun ve Enver Mete Aslan’ın kitapları da öncelikle temin edilmelidir. Aslında hevesli bir ûdi bu yayınların en basit olanından bile bir şeyler öğrenebilir ki bu azim ve merakla alakalı bir şeydir.     

30 Temmuz 2015 Perşembe

Yaylı Tanbur İlahi Bir Çalgıdır


Tanburi Cemil Bey henüz 43 yaşında iken dünya hayatına veda ettiğinde geride bıraktığı sanat mirası, taş plaklara kaydedilmiş taksimler, getirdiği yeni tanbur tavrı, özellikle saz eserleri başta olmak üzere besteleri, Rehber-i Musiki kitabı, gazete yazıları ve icat ettiği yaylı tanburdu. Oğlu Mesud Cemil’i yetiştiren baş talebesi Kadı Fuat Efendi’yi ve diğer bazı talebelerini de unutmamak gerek. Hocasından sonra sadece 4 yıl yaşayan Fuat Efendi bu kısa sürede babasının tavrını genç Mesud’a aktarmıştır.

Yaylı tanburun ilginç bir öyküsü var aslında. Cemil Bey’in alt telleri yükseltip akordu biraz dikleştirerek yayla çaldığı mızraplı ahşap tanbur bir süre sadece eşiği değiştirilerek hem mızraplı hem de yaylı olarak vazife görmüş. Dengeli ve dik durması için bir ara sapına kurşun ağırlık eklenmiş. Sonrasında alt tellerin birleştirilmesi, göğüs kısmına deri gerilmesi, can direği konulması, daha kalın teller takılıp tam dik akorda çekilmesi gibi yenilikler gerçekleşmiş. Gazino sahnelerine uygun yüksek volümlü ses vermesi için ahşap yerine metal cümbüş gövdesi kullanıldığı da olmuş ve madeni tekneli, ağaç tekneli, deri göğüslü, ahşap göğüslü çeşitli tanburlar ortaya çıkmış. Özetle, yeni icat edilen bir saz ‘Aman çorbada benim de tuzum olsun’ dercesine birkaç on yıl içinde farklı virtüözlerin katkısıyla dönüşerek mükemmele ulaşmış.

Günümüzde çoğunluk 6 telde karar kılsa da 7-8 tellileri de kullanılıyor. İcracıların getirdiği yeniliklerin yanı sıra yapımcı ustaların da ağaç eşik ve göğüs derisini özel malzemelerden seçip çeşitli işlemlerden geçirmesi çok kaliteli sazların ortaya çıkmasını sağlıyor. Mızraplı tanbur Türk musikisinin belki de en nazik ve hassas sazı olduğu için üzerine herhangi bir süsleme yapılmaz, zaten ortalama ömrü sadece 10 yıl olduğundan kimse buna gerek görmez.  Buna karşılık yaylı tanbur, mızraplının kaldıramayacağı dik akortlara çekildiği için daha sağlam ve uzun ömürlü olacak şekilde imal edilmektedir ve bu sayede çok süslü ve zarif, şaheser yaylı tanburlar yapılmıştır.

Yaylı tanbur hiçbir saza benzemeyen davudi, mistik tınısıyla çok sevilen bir saz oldu. Hatta cümbüş teknesiyle de olsa her zaman elit bir saz olan mızraplı tanburun popülerlik bakımından önüne geçti, ama iki tanbur sanki asırlardır berabermiş gibi birbirlerini tamamladılar. Günümüzde pek çok tanburi her ikisini de ayrılmaz bir ikili olarak birlikte icra etmektedir. Tanburi olmayan diğer müzisyenler de çaldığı için yaylı tanbur icracı sayısı herhalde mızraplı tanburunkinden fazladır.

Yaylı tanbura yapılan birkaç eleştiri sazın bazı özelliklerine değil doğrudan kendisine yöneliktir. Bunlar;

Tanburi Cemil Bey yaylı tanburu bir müddet kullanıp sonra terk etti.

Cemil Bey son günlerinde ana sazı olan mızraplı tanburu bile terk etmiş, sadece klasik kemençe çalar olmuştu. Belki de iç dünyasındaki kimseye anlatamadığı acılarını kemençenin o yakıcı sesi biraz dindiriyordu.

Yaylı tanburla ajilite gerektiren, yani süratli eserler çalınamaz.

Mızraplı tanburun zaten kendisi ajiliteye pek uygun olmayan bir sazdır. Cemil Bey’den önceki devirlerde eski tanbur tavrı denilen az mızrap vuruşlu ve bol çarpmalı bir tavır kullanılırmış, hatta dakikada 8-10 mızrap ancak vurulurmuş. Fasılların sonunda yürük eserlere sıra gelince tanburiler ‘Bunlar tanburla çalınmaz’ diyip sazlarını duvara dayarmış. Her ne kadar Cemil Bey’den itibaren tanburun icrası büyük gelişme gösterdi ve günümüzde çok daha geniş bir icra aralığına ulaştı ise de yapısından dolayı tanburun belli sınırları vardır. Bir enstrümanın gelişmişliği her eseri icrasıyla ölçülmez, yoksa tanbur veya ney de ilkel sazlar grubuna girebilir. Batı tipi virtüözite gerketiren eserlere ud ve kanun uyum sağlarken ney, tanbur, klasik kemençe gibi sazların daha kısıtlı bir repertuarının olacağı açıktır. Kısacası her iki tanburda da ajilite sağlamak zordur ve mızraplı tanburla çalınan hemen her eser yaylı tanburla da çalınabilir. Bu tamamen sıkı çalışma ve yeteneğe bağlı bir şeydir. Yaylı tanburu ajilite eksikliğiyle eleştirenler mızraplı tanburla ‘Koşan Çocuk’ çalmayı denesinler de görelim.

Günümüzde yaylı tanbur cümbüşten bozma bir çalgıdır.

Bir kısım çalgıların farklı malzemelerden yapılmış ucuz veya pahalı versiyonları olabilir. PVC ya da plastikten yapılmış ney ve kavalların TRT konserlerinde bile çalındığını görüyoruz. Nispeten ucuz plastik blokflütlerin yanında ağaçtan el yapımı bir blokflütün fiyatı 1.500-2.000 TL olabiliyor. Teknesine 2 çeşit ağaç ve göğsüne en kaliteli deri kullanılan ahşap yaylı tanburlar ortada dururken ucuz yaylı tanburlara cümbüş gövdesi takılıyor diye sazı tümden yok saymak gülünçtür. Bildiğimiz kadarıyla, Cümbüş firmasınca üretilen madeni tekneli mızraplı tanburlar da vardır. Mızraplı tanburun halk türü olarak bir aralar özellikle doğu illerimizde çok tutulmuş ve sanırım Malatyalı Fahri Kayahan bu çalgıyla meşhur olmuştu.

Yaylı tanbur, Cemil Bey devrinde saman alevi gibi parlayıp sönmüş ve tarihte kaybolup gitmiş bir denemedir.

Cemil Bey’den yıllar sonra bile pek çok tanburi ağaç yaylı tanburu, hem de geliştirerek kullanıyordu. Doğan Hızlan Mesud Cemil’in jübile gecesini anlatırken onun sahnede çaldığı 6 enstrüman için de yaylı tanburu da sayar. Bu nasıl tarihte kaybolup gitmiş bir deneme oluyor? Ayrıca yaylı tanbura karşı çıkanlar hiçbir enstrümandan elde edilemeyen o muhteşem sesin yerine neyi koymayı düşünüyorlar?

Gerçek tanburiler yaylı tanbur çalmaz.

Artık sözün bittiği yerdeyiz. Eğer hem mızraplı hem de yaylı tanburu birlikte çalan Mesud Cemil, İzzettin Ökte, Ercüment Batanay, Ferit Sıdal, Vefik Ataç, Fahrettin Çimenli, Yılmaz Pakalınlar vb gerçek tanburiler değilse siz en iyisi Cemil Bey’i de yok sayıp köklerinizi ‘bir mızrap vur, kahveni yudumla, sonra bir mızrap daha vur’ devrinde arayın.

24 Haziran 2015 Çarşamba

Neyde Sağ ve Sol El Tutuşları


 
 
 
Klasik Türk musikisinin tek nefesli sazı olan neyde sağ veya sol el üstte olarak iki tutuş şekli vardır. Birincisine sağ üfleme, ikincisine ise sol üfleme denilmektedir. Neyin alt kısmında başparmak yardımı ile kullanılan ve acemaşiran deliği denilen yedinci delik, neyzenin sağ veya sol üflemesine göre biraz yan tarafa açılır. Buna göre iki türlü ney vardır ve bir neyzenin farklı açılmış bir neyi üflemesi mümkün değildir.

 
Klarnet, saksafon, obua, flüt, kaval, zurna, mey vs. bildiğimiz bütün nefesli çalgılar sol el üstte olarak icra edilirler. Nefeslilerde sağ el üstte çalan müzisyenler, telli, vurmalı diğer çalgılardaki solak müzisyenlerde olduğu gibi, küçük bir azınlıktır. Neyde ise diğer nefesli çalgılarda rastlanmayan bir oranda sağ el üstte üflendiğini görüyoruz. Neyzenlerin belki yarısından çoğu sağ üflemektedir. Bundaki ana etken ney ile Mevleviliğin yakın ilişkisidir. Ney, kudüm ile birlikte Mevlevi tarikatının temel sazı olmuş, Mevlevilikle iç içe geçmiş, dergâhların kapatılmasına kadar neyzenlerin neredeyse tamamı ya Mevlevi, ya da Mevlevi muhibbi olmuşlardır. Ayinlerdeki ihtiram (saygı) duruşunda çaprazlama olarak sol el sağ omuza, onun üstünde de sağ el de sol omuza konur. Neyzen sağ el üstte üfleyerek Hakk’a karşı sürekli bir ihtiram duruşunda bulunur. Bu da neyde asıl üflemenin sağ el üstte olması gerektiği bir durum ortaya çıkarmıştır. (Torun) Süleyman Erguner, Sencer Derya ve Ahmet Kaya’nın ney metotlarının üçü de sağ el üstte üfleyenlere göre yazılmıştır ve sol üfleyenler az sayıda ‘solak’ icracı olarak tanımlanmaktadır. Sol üfleyenler için hazırlanmış bir ney metodu henüz yoktur. Hâlbuki neyzenler yarı yarıya sağ veya sol üflemektedir. Bunun sağlak veya solak olmakla da pek bir alakası yoktur. Sağ üfleyenlerin çoğu başlangıçta hocaları öyle gösterdiği için sağ üflemektedirler. Şimdiye kadar yeni başlayan yaklaşık 15 öğrenciye ney temin etmelerinde yardımcı oldum. Ellerine bir kalem veya cetvel verip tutuşlarını göstermelerini istediğimde hepsi de istisnasız sol ellerini üstte tuttular. Kendi haline bırakıldığında öğrencilerin çok büyük kısmının sol üfleyeceği şüphesizdir. Sol üflemeye ağırlık verilmesi ney yapım ve öğretiminde standartlaşmayı kolaylaştıracaktır. Mevlevilik ve ney ilişkisi günümüzde neredeyse bir nostalji durumundadır. Kaldı ki geçmişten günümüze pek çok ney üstadı sol üflemektedir. Ney sazının gelişimi açısından öğrenci kendi isteğinin dışında sağ üflemeye yönlendirilmemelidir.


24 Mayıs 2015 Pazar

Tunere Göre Ney Akortları


Neyde akortlar dügâh perdesine göre, yâni tüm delikler kapatıldıkta sonra en üstteki delik açık bırakılıp üflenerek belirlenir. Mesela, kız ney akordunun dügâhı Sİ, yâni tunerde B harfi olduğu için kız neye ‘si ney’ denir. Aynı kural dilsiz kaval için de geçerlidir.

 
Rast
Dügâh
Kürdi
Segâh
Çargâh
Nevâ
Hüseyni
Acem
Bolahenk
D
E
F
F#
G
A
B
C
Sipürde
C
D
D#
E
F
G
A
A#
Müstahzen
B
C#
D
D#
E
F#
G#
A
Yıldız
A#
C
C#
D
D#
F
G
G#
Kız
G#
B
C
C#
D
E
F#
G
Mansur
G
A
A#
B
C
D
E
F
Şah
F
G
G#
A
A#
C
D
D#

 


Bolahenk: Mİ Ney

Sipürde: RE Ney

Müstahzen: DO Diyez Ney

Yıldız: DO Ney

Kız: Sİ Ney

Mansur: LA Ney

Şah: SOL Ney