24 Haziran 2015 Çarşamba

Neyde Sağ ve Sol El Tutuşları


 
 
 
Klasik Türk musikisinin tek nefesli sazı olan neyde sağ veya sol el üstte olarak iki tutuş şekli vardır. Birincisine sağ üfleme, ikincisine ise sol üfleme denilmektedir. Neyin alt kısmında başparmak yardımı ile kullanılan ve acemaşiran deliği denilen yedinci delik, neyzenin sağ veya sol üflemesine göre biraz yan tarafa açılır. Buna göre iki türlü ney vardır ve bir neyzenin farklı açılmış bir neyi üflemesi mümkün değildir.

 
Klarnet, saksafon, obua, flüt, kaval, zurna, mey vs. bildiğimiz bütün nefesli çalgılar sol el üstte olarak icra edilirler. Nefeslilerde sağ el üstte çalan müzisyenler, telli, vurmalı diğer çalgılardaki solak müzisyenlerde olduğu gibi, küçük bir azınlıktır. Neyde ise diğer nefesli çalgılarda rastlanmayan bir oranda sağ el üstte üflendiğini görüyoruz. Neyzenlerin belki yarısından çoğu sağ üflemektedir. Bundaki ana etken ney ile Mevleviliğin yakın ilişkisidir. Ney, kudüm ile birlikte Mevlevi tarikatının temel sazı olmuş, Mevlevilikle iç içe geçmiş, dergâhların kapatılmasına kadar neyzenlerin neredeyse tamamı ya Mevlevi, ya da Mevlevi muhibbi olmuşlardır. Ayinlerdeki ihtiram (saygı) duruşunda çaprazlama olarak sol el sağ omuza, onun üstünde de sağ el de sol omuza konur. Neyzen sağ el üstte üfleyerek Hakk’a karşı sürekli bir ihtiram duruşunda bulunur. Bu da neyde asıl üflemenin sağ el üstte olması gerektiği bir durum ortaya çıkarmıştır. (Torun) Süleyman Erguner, Sencer Derya ve Ahmet Kaya’nın ney metotlarının üçü de sağ el üstte üfleyenlere göre yazılmıştır ve sol üfleyenler az sayıda ‘solak’ icracı olarak tanımlanmaktadır. Sol üfleyenler için hazırlanmış bir ney metodu henüz yoktur. Hâlbuki neyzenler yarı yarıya sağ veya sol üflemektedir. Bunun sağlak veya solak olmakla da pek bir alakası yoktur. Sağ üfleyenlerin çoğu başlangıçta hocaları öyle gösterdiği için sağ üflemektedirler. Şimdiye kadar yeni başlayan yaklaşık 15 öğrenciye ney temin etmelerinde yardımcı oldum. Ellerine bir kalem veya cetvel verip tutuşlarını göstermelerini istediğimde hepsi de istisnasız sol ellerini üstte tuttular. Kendi haline bırakıldığında öğrencilerin çok büyük kısmının sol üfleyeceği şüphesizdir. Sol üflemeye ağırlık verilmesi ney yapım ve öğretiminde standartlaşmayı kolaylaştıracaktır. Mevlevilik ve ney ilişkisi günümüzde neredeyse bir nostalji durumundadır. Kaldı ki geçmişten günümüze pek çok ney üstadı sol üflemektedir. Ney sazının gelişimi açısından öğrenci kendi isteğinin dışında sağ üflemeye yönlendirilmemelidir.


24 Mayıs 2015 Pazar

Tunere Göre Ney Akortları


Neyde akortlar dügâh perdesine göre, yâni tüm delikler kapatıldıkta sonra en üstteki delik açık bırakılıp üflenerek belirlenir. Mesela, kız ney akordunun dügâhı Sİ, yâni tunerde B harfi olduğu için kız neye ‘si ney’ denir. Aynı kural dilsiz kaval için de geçerlidir.

 
Rast
Dügâh
Kürdi
Segâh
Çargâh
Nevâ
Hüseyni
Acem
Bolahenk
D
E
F
F#
G
A
B
C
Sipürde
C
D
D#
E
F
G
A
A#
Müstahzen
B
C#
D
D#
E
F#
G#
A
Yıldız
A#
C
C#
D
D#
F
G
G#
Kız
G#
B
C
C#
D
E
F#
G
Mansur
G
A
A#
B
C
D
E
F
Şah
F
G
G#
A
A#
C
D
D#

 


Bolahenk: Mİ Ney

Sipürde: RE Ney

Müstahzen: DO Diyez Ney

Yıldız: DO Ney

Kız: Sİ Ney

Mansur: LA Ney

Şah: SOL Ney

13 Mayıs 2015 Çarşamba

Tanbur mu, Tambur mu?

                              



Klasik Türk musikisinin sembolü olan sazımızın tambur olarak yazılması ne zaman başladı bilmiyoruz ama Cemil Bey’in 1910’lı yıllarda Orfeon Plak Şirketince yapılan taş plaklarının üstü hem Osmanlı hem de Latin harfleriyle yazılmış. Osmanlıcasında nun harfi ile طنبور ‘tanbur’ ve طنبوری ‘tanburi’ şeklinde yazılırken Latin harfli kısmında ‘tambour’ ve ‘Tambouri Djemil Bey’ yazıları görülüyor. Harf devriminden ortalama 15 yıl önce yayınlandığını düşünürsek ‘ara taxim’ deki -ks karşılığı olarak x harfi iyi bir aktarım olmuş.

‘Tanbur değil, tambur’ iddiasında olanların dayanağı, Türkçede -nb harfleri yan yana gelince -n harfi -m okunur kuralı. Kanbur: kambur, penbe: pembe vs. Bu nedenle tanbur da tambur yazılıp okunmalıdır deniyor. Kamûs-ı Türkî’nin orijinalinde tanbur şeklinde yazılırken Tercüman gazetesi tarafından 1985 yılında "Temel Türkçe Sözlük" adıyla yeniden yayınlanan güncelleştirilmiş nüshasında tambur olarak değiştirilmiş. D. Mehmet Doğan’ın ‘Büyük Türkçe Sözlük’ünde de tambur olarak geçiyor. Dil Kurumu’na ait http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts ile Büyük Türkçe Sözlük’ün http://www.buyukturkcesozluk.net/   sitelerinde tanbur yazınca çıkmıyor, ancak tambur kelimesini girerek bir maddeye ulaşabiliyoruz.

Tambur şeklinde kullanımın çoğunlukla müzik dışı çevrelerde görülmesi zaten cevabı kendiliğinden veriyor. Türk musikisi camiasında böyle bir tartışma yoktur, çünkü hiç kimse tanbur sazına tambur demez, hatta tambur denmesi pek hoş karşılanmaz. Geçmişten günümüze Türk musikisi ile ilgili kitaplara, tanbur metodu kitaplarına, internetteki Türk müziği sitelerine, devlet korolarının, çalgı yapımcılarının, icracıların sitelerine baktığımızda hep tanbur yazıldığını görürüz. Hiçbir tanburi sazını tambur, kendini tamburi olarak adlandırmamıştır. Cemil Bey’in Rehber-i Musiki ve Rauf Yekta Bey’in Türk Musikisi kitaplarında da kullanılan kelime tanburdur.

Anlaşılan, sözlük yazarları kelimeleri sadece imla kurallarını gözeterek yazıyorlar ve tartışmalı durumlarda o kelimenin ilişkili olduğu çevreye danışma ihtiyacı hissetmiyorlar. İddia edilen kuralı genelleştirecek olursak o zaman İstanbul’un da İstambul olarak yazılması gerekirdi. Yok, o özel isim denecek olursa tanbur da ait olduğu camiada özel bir isimdir.

Kısacası, Türk musikisi çevrelerinde tanbura tanbur denir. Aslı budur ve sözlükçülerin müzik dışı çevrelerin kullanımını doğru gibi göstermeleri hatalıdır. İmla ile fazla oynanırsa nerede sonlanacağı belli olmaz. ‘Canım, yumuşatma işareti kullanmasak da olur, kar veya kâr, cümlenin gelişinden anlaşılır’ derseniz sonunda ‘Birlikte iş yapalım, karını paylaşalım’ esprilerine geliriz.